Thursday, October 02, 2008

Oasis'in albümü 7 Ekim'de piyasada, şarkıları şimdiden New York sokaklarında


Beklenen albüm Dig Out Your Soul / Ekim'de geliyor. Ama New Yorklular albümdeki 3 şarkıyı şimdiden sokaklarda dinlemeye başladılar bile.
Grubun plak şirketi Warner Bros'un, şehrin tanıtımından sorumlu NYC & Company ile yaptığı anlaşmayla Oasis üyeleri yeni şarkılarından 3 tanesini metro istasyonlarında müzik yapan 30'dan fazla müzisyenle paylaştılar. Oasis'le birlikte prova yapan müzisyenler şimdi şehrin değişik yerlerindeki metro istasyonlarında Oasis'in yeni şarkılarını çalıyorlar.

video

Böylece ilk defa radyo ve tv'lerden sokağa inen müzik, tam tersi bir yol izlemiş oluyor. Biz de alışılmışın dışında bir albüm lansmanına şahit oluyoruz.(Tabii alışımışın dışında albüm lansmanı deyince Radiohead'in geçen yıl çok ses getiren In Rainbows lansmanını anmadan geçersek ayıp olur. Hatırlarsanız albüm ilk aşamada sadece dijital olarak piyasaya sürülmüştü ve albümü satın almak isteyener şarkıları kendi biçtikleri fiyat üzerinden satın almışlardı.)

Projenin altına imzasını atan ajans ise Bartle Bogle Hegarthy.

Tuesday, September 30, 2008

Wordle ile CV 2.0

Wordle istedğiniz bir metinden kelime bulutları yaratmanıza yarayan güzel bir Web 2.0 uygulaması. Kullanması da çok basit: Önce kelime bulutu oluşurmak istediğiniz metni kopyalayıp sitede bulunan alana yapıştırıyorsunz. Sonrasındaysa metin kutusunun altındaki Go butonuna basmanız yeterli. Etiket bulutunuzu yarattıktan sonra fontlar, renkler ve layout'larla istediğiniz gibi oynayabiliyorsunuz.

Wordle'ı sunum hazırlarken kullanmak üzere "bookmark" ettim.

Bir de denemek için siteye CV'imi yükledim. Sonuç aşağıdaki gibi oldu.

Ben CV'min bu 2.0 halini çok beğendim. Ne dersiniz bu CV formatı tutar mı? :)

Tuesday, January 01, 2008

Hangisi Doğru?

Az önce Marketing Türkiye'de Creaturk adlı interaktif ajansın ilanını gördüm. Sonra da yaptıkları işleri merak edip sitelerine bakayım dedim.

1. Linklerden bazıları hiç çalışmıyor.
2. Danone'nin Gülümseyen Gelecek Anasınıfları için yapılan sitenin ana sayfasında kocaman puntolarla Türkiye'de sadece 5 çocuktan 1'inin okul öncesi eğitim aldığı yazıyor. Yazının devamını okuduğunuzda ise "Türkiye'de 7 çocuktan sadece 1'isi okul öncesi eğitim alabiliyor" ifadesini görüyorsunuz. Peki hangisi doğru?


Sakın yanlış anlamayın burada kimsenin hatasını bulup yüzüne atmaya çalışmıyorum ama Danone gibi büyük bir müşterinin önemli bir KSS projesi için çalışıyorsanız, hele bir de bu işi portföyünüze koyuyorsanız biraz daha özen göstermeniz gerekiyor sanki.

Friday, October 12, 2007

Yeni Stella Artois web sitesi

İngiltere'nin en çok satan birası olan Belçikalı Stella Artois'nın 18 Eylül'de açılan yeni web sitesinin haberini Elma+alt+shift'te görüp yeni siteyi keşfe karar verdim. Barda kendisine Stella Artois siparişi veren bir kız için bir şişe Stella Artois ararken bin bir türlü badireler atlatan bir adamla ilgili aşağıdaki kısa filmi izleyip kendinizi bir anda Ortaçağ'da bulduktan sonra, yine aynı dönemde bira yapmak için türlü zorluklara göğüs geren Leuven halkına yardım ettiğiniz bir advergame ile çok güzel vakit geçirip bir yandan da markanın tarihini öğreniyorsunuz.



Bu arada Stella Artois sitesinde yaklaşık 40 dakika geçirdim ki bu benim için bir rekor sanırım. (Facebook'u saymazsak...)

Hemen sonrasında yaptığım küçük araştırma sonucunda sitenin 14 aylık bir çalışmanın ürünü olduğunu, kısa filmin Lowe tarafından, Ingmar Bergman'ın Fanny and Alexander'ın setinde, the Illusionist filminin prodüktörleri tarafından çekildiğini, tabii tüm bunlardan anlayacağınız üzere Stella Artois'nın web bütçesini önemli ölçüde artırdığını öğrendim.

Bu site bu seneki yarışmalarda benim favorim.

Thursday, September 06, 2007

Bükemediğin bileği öpeceksin



Karşınızda Creative'in iPod Shuffle için ürettiği mini speaker. Rakibini alt edemiyorsan onun ürünüyle birlikte kullanılabilecek bir ürün üret ve sat. Gururu bir kenara bırakırsak mantıksız değil. Sonuçta amaç para kazanmak değil mi?

iPod Touch ve Apple-Starbucks işbirliği üzerine



Apple 2 gün önce yeni nesil iPod'larla birlikte iPod Touch adını verdiği yeni bir modeli tanıttı. iPod Touch aslında tasarım ve özellik olarak iPhone'un aynısı. Tek fark iPod Touch'un bir MP3 player olması. Ama öyle MP3 player deyip geçmeyin. Kendisi WiFi destekleyen, yani müzik dinlerken bir yandan internette gezinebileceğiniz bir iPod. Tabii bunun dışında da birçok harika özelliğe sahip ama teknik konulara haddim olmayarak fazla girmeyeceğim. Zaten aşağıdaki video bilmeniz gereken her şeyi çok güzel bir şekilde anlatıyor.



Burada benim en çok ilgimi çeken iPod Touch'ın WiFi özelliği ve Apple'ın bu özelliği kullanarak iTunes üzerinden yaptığı MP3 satışlarını artırma stratejisi. Şöyle ki bir iPod Touch'ınız varsa, WiFi bağlantı olan herhangi bir yerde (cafe, kampus vs) iTunes Store'a bağlanarak albümleri tarayabiliyor, istediğiniz şarkıları anında iPod'unuza indirebiliyorsunuz.(2003'ten bu yana yaklaşık 3 milyar MP3 satmayı başaran Apple, bu konudaki iddiasını sürdürmeye kararlı gözüküyor.) Apple ayrıca Starbucks'la ilginç bir anlaşma yapmış. Buna göre, diyelim Starbucks'ta oturuyorsunuz ve çalan şarkıyı çok beğendiniz. Hemen iPod'unuzu açıp iTunes Store'a bağlanıyorsunuz. Karşınıza bir Starbucks butonu çıkıyor. Tıkladığınızda o anda bulunduğunuz Starbucks'ta çalan şarkıyı, hatta en son çalan 10 şarkıyı görebiliyor, dilerseniz de anında iPod'unuza indirebiliyorsunuz. Tabii belli bir ücret karşığında.

Ekim'de New York ve Seattle'da hayata geçecek bu uygulama Türkiye'ye ne zaman gelir bilmem ama bu tarz uygulamaların Türkiye'de yasal MP3 satışlarını artırmak için iyi bir yol olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de benzer bir uygulama yapmak için WiFi özellikli bir MP3 player'ın piyasada yaygınlaşmasını beklemeye hiç gerek yok. Artık neredeyse herkesin elinde MP3 çalan ve Internete bağlanabilen cep telefonlarının olduğunu düşününce benzer uygulamaları hayata geçirmek için yeterli potansiyelin olduğunu sanıyorum. Türkiye'de böyle bir uygulamayı nasıl hayata geçer diye düşününce aklıma gelen en basit uygulama "SARKI YAZ 3040'A YOLLA STARBUCKS'TA SU ANDA DINLEDIGIN SARKIYI CEBINE INDIR" şeklinde. Ama daha güzeli, cepten girip en son çalan 10 şarkıyı ya da Starbucks Top 10'ini görebileceğimiz bir site olurdu herhalde.

Turkcell böyle bir uygulamayı yaygınlaştırp Turkcell-im altında sunabilir diye düşünüyorum ne dersiniz?

Monday, September 03, 2007

Guide Dog

Yanko Design'da gezinirken Nicolas Gonzalez Garrido'nun bu tasarımıyla karşılaştım. Köpek şeklindeki bu oda lambasını yakmak için tek yapmanız gereken ona ıslık çalmak.
Teknolojiye insani bir boyut ekleyen bu tür tasarımlar, ürünle de duygusal bağ kurmamızı sağlıyor.


Ürünle duygusal bağ kurmak demişken, hazır konu da lamba olunca IKEA'nın şu filmini de koymadan geçmeyelim bari. Crispin Porter + Bogusky bu filmle 2003 yılındaki Cannes Festivali'nde Grand Prix'yi götürmüştü.

Monday, August 20, 2007

Doğum günüm, tamirci Joe ve CRM

Eskiden doğum günlerimizi sadece yakın çevremizdeki insanlar kutlardı. Şimdiyse cep telefonlarımız ve mail kutularımız "Birlikte nice senelere" diyen markaların kutlama mesajlarıyla dolup taşıyor.

Üniversitedeyken pazarlama hocalarımdan biri, tüm müşterilerine özel günlerde tebrik kartları yollayan oto tamircisi (ya da araba satıcısı tam hatırlayamadım) Joe'nun hikâyesini anlattığında çok etkilenmiştim. Joe 30-40 yıl önce farkına varmadan belki de ilk başarılı CRM örneklerinden birine imza attı ama bugünün pazarlama dünyası, markasını müşterisine aşık etmeye çalışan on binlerce Joe ile dolu. Bugünkü Joe'ların işi de -CRM yazılımları sağ olsun- eskisine nazaran çok daha kolay. Onlar tek bir tuşla database'lerinde bulunan binlerce müşterinin özel günlerini hiç zahmete girmeden kutlayabiliyorlar.

Peki bu girizgâhı niye yaptım? Çünkü geçtiğimiz Cuma doğum günümdü ve o gün bir sürü Joe beni kutlamak için sıraya girmişti. Peki sadece doğum günümü kutlamaları bende onlara karşı bir sempati uyandırmış mıydı?

On sene önce olsaydı belki, ama şimdi hayır. Kıyısından köşesinden biraz teknolojiyle ilgilenen biri bu mesajların bilgisayarlar tarafından otomatik olarak gönderildiğini bilir, başka bir deyişle YEMEZ!

Peki ne yapmalı? Kuru kuruya doğum günü kutlamayın. Doğum gününüzde en sevdiğiniz şey nedir? Hediye almak değil mi? O zaman siz de müşterilerinize küçük bir hediye verin. Doğum günümü kutlayan markalardan sadece iki tanesi bana hediye verdi. Birincisi daha önce birkaç kez alışveriş yaptığım Kitap Yurdu, ikincisiyse Turkcell. Kitap Yurdu doğum günümü kutlarken, o gün yapacağım alışverişten kargo almayacağını eklemişti kutlama mesajının altına. Ben de ne zamandır almayı düşündüğüm kitabı Kitap Yurdu'ndan almayı tercih ettim. Turkcell ise doğum günümde kullanmam için elli adet bedava SMS yolladı. Böylece doğum günümü kutlayan insanlara hiç kontör harcamadan cevap verebildim ve bu çok da hoşuma gitti.

Uzun lafın kısası Turkcell ve Kitap Yurdu'nun uygulamasına bakarak şunu söyleyebiliriz:

Markalarını müşterilerinin aklına ve kalbine kazımak isteyen şirketler biraz daha çaba göstermek zorundalar.

Sadakatsizliğin kol gezdiği tüketici dünyasında kuru laf karın doyurmuyor.